İran Gezi Notları – Son Gün

31 03 2011

Tahran’da ve İran’da sonuncu günümüz. Kapanmama seçeneğimizin olduğu İstanbul’a dönmeyi dört gözle bekliyorum. Kıyafetlerin üzerime yapışmış hissediyorum.

İlk durağımız Sadabad Saray Kompleksi. Sadabad Saray Kompleksinin ilk kullanıcıları Kaçar Hanedanlığı, ancak bugünkü haline dönüşü özellikle Pehlevi Hanedanlığı esnasında olmuş. Rıza Şah ve Mohammed Rıza Pehlevi burada yaşamış. Sadabad Saray Kompleksinde 18 tane saray bulunuyor. Bu saraylardan yedisi müzeye dönüştürülmüştür: Millet Sarayı, Yeşil Saray, Güzel Sanatlar Müzesi, Askeri Müze, Doğal Tarih Müzesi, Behzad Müzesi, Akbar Müzesi.

Yazının devamını oku »

Reklamlar




İran Gezi Notları – 8. Gün

29 03 2011

Sabah erken saatlerinde Tahran’a uçtuk. Artık yorulduğumu hissediyorum. Bugün ve yarın Tahran’ı gezip, pazartesi sabaha karşı İstanbul’a uçacağız.

Tahran’da, havalimanından hemen Azadi -Özgürlük- Anıtına gidiyoruz. Burası 1971 yılında, Pers İmparatorluğunun 2500 yılı anısına yaptırılmış. 50 metre yüksekliğinde ve içinde bir müze bulunuyor.

Yazının devamını oku »





İran Gezi Notları – 7. Gün

27 03 2011

Oldukça erken bir saatte güzel İsfahan’a veda edip, otobüsle Yazd yollarına düştük.

Yazının devamını oku »





İran Gezi Notları – 6. Gün

22 03 2011

Sabah neredeyse ilk ışıklarla uyanıyorum: Gezinin programı o kadar yoğun ki, bu güzel otelin güzel bahçesinde biraz vakit geçirmek için uykumdan feda etmek gerekiyor. Ekimin sonlarındayız, mevsim çok güzel, bahçe muhteşem. Güzel de müzik dinliyorum 🙂

Bugün yine çok heyecanlı bir gün, zira Nakş-ı Cihan’ı -yani Cihanın Manzarası, resmi- göreceğiz. Önceki akşam çay evi için gitmiştim ancak özellikle dikkatli bakmamıştım ki, tüm sürprizi bugüne ait olsun.

Kahvaltımızın ardından ilk önce Jolfa Mahallesindeki Ermeni Kilisesi, Vank Katedraline gidiyoruz. Bu arada Vank Ermenice katedral demekmiş. Katedralin asıl adı ise Kutsal Kurtarıcı ya da Aziz Rahibeler 🙂

Yazının devamını oku »





İran Gezi Notları – 5. Gün

22 03 2011

İsfahan, İsfahan eyaletinin baş kenti ve Tahran ile Meşhed’in ardından İran’daki üçüncü büyük kent. İsfahan Zayende Nehri üzerindeki köprüleri, geniş bulvarları, sarayları, camiileri ve meydanlarıyla ünlü. Bu sebeple de “Esfahān nesf-e jahān” deniyor. Yani İsfahan dünyanın yarısı. Güzelliklerinin yanında bu deyiş aynı zamanda İsfahan’ın pek çok farklı etnik köken ve kültüre ait insanlarının buluştuğu yer anlamında da kullanılmış.

İsfahan’ın bugünkü güzelliklerine katkıda bulunan iki dönem var : İlki Selçuklu döneminde Tuğrul Bey’in İsfahan’ı  başkent yapması. Selçuklular bu sayede pek çok düzenleme gerçekleştirmiş. Ancak kent altın çağına Safavi’ler döneminde ve özellikle Şah I: Abbas döneminde ulaşmış. Şah I. Abbas şehrin planlaması ve pek çok güzel yapının eklenmesinde baş rol oynamış. Şehrin en ihtişamlı döneminde nüfusu yarım milyonu aşıyormuş ve en  büyük şehirlerden bir tanesiymiş. 163 camii, 48 mescid, 1801 dükkan ve 263 hamam varmış o dönemde.

Şiraz’dan İsfahan’a varışımızın ardından gece geç saatlerde ihtişamlı otelimiz Abbasi Otel’e varıyoruz. Abbasi Otel Safavi’ler döneminde 300 yıl yapılmış bir kervansaray, sonrasında son derece lüks bir otel olarak renove edilmiş. Ortasında büyük ve çok güzel düzenlenmiş bahçesi, etrafını çevreleyen dörtgen binada ise odaları yer alıyor.

Yazının devamını oku »





İran Gezi Notları – 4. Gün

17 03 2011

Şiraz şairleri, filozofları, orkide ve gülleri, parkları ile ünlü İran şehri. Sahip olduğu ünü çok uzun zamandır koruyor. Şiraz şehir gezimize başlamadan otelimizin sakin ve güzel bahçesinde biraz vakit geçirdim. Bu esnada tur grubumuzdan arkadaşlarım tenis kortunda başı açık bir kızın tenis oynadığını bildirdiler 🙂  Dedikodu hızla yayıldı ve herkes nasıl bir kızın başı açık tenis oynadığını sorgulamaya başladı. Birden bizim de İranlılara dönüştüğümüzü düşündüm.

Şiraz’da ilk durağımız Şah-ı Çerağ oldu. Burası İmam Rıza’nın kardeşi Sayid Emir Ahmet’in türbesi. Yapılış tarihi ise 14. Yy. Bugünkü hali ise pek çok değişikliğin ardından 19.yya tarihleniyor. Yine burası da Şiiler için önemli bir kutsal mekan olduğundan çarşafa girerek içeri geçmemiz gerekiyor. Benzer şekilde burada da fotoğraf çekmek yasak. İçeride asıl türbenin olduğu binaya girerken sorguya çekildim. Girişte resepsiyon gibi bir alandaki kadın Müslümanlığımı sorguluyor. Ben de ”Müslüman mısın?” sorularına ısrarle evet diyerek yanıt verdiğimden kadını ikna edemiyorum.

Yazının devamını oku »





İran Gezi Notları – 3. gün

4 01 2011

Tahran aktarmalı uçusumuzla, gece geç saatlerde Fars eyaletinin Şiraz şehrine varıyoruz.

Şiraz’da hemen kadınların giyimine de yansıyan daha rahat bir hava hissediyoruz. Gece otelimize doğru yol alırken her tarafın yeşil olduğunu farkediyorum. Yine Homa Otelinde konaklıyoruz. Bu seferki otelimiz  iş yaşamından alışık olduğumuz otelleri andırıyor. Rehberimiz Dedeman’ın burada otel açmayı planladığını, THY’nin de Şiraz seferleri başlatacağını iletiyor. Ki geçtiğimiz günlerde THY’nin Şiraz seferleri başladı.

Ertesi sabah erkenden yaptığımız kahvaltının ardından otelimizin arkasındaki küçük ancak bakımlı ve güzel bahçede biraz zaman geçiriyorum. Bu bahçe Şiraz’ın ünlü bahçeleri bilgisinin ardından gerçekten Şiraz’da olduğumuzu hissettiriyor.

Yazının devamını oku »