ALS – Buz Kovası İddia Kampanyası ve Yardımseverlik Hakkında

23 08 2014

ALS hastalığını sanıyorum ilk defa bir iş arkadaşımın babası dolayısıyla duymuştum. Hastalık 100.000 kişide 1-1.5 oranında görülüyormuş. Hastalık ölümcül bir hastalık ve ortaya çıkışının ardından birkaç yıl içinde ölümle sonuçlanıyor. İlk duyduğumda da hastalığın gelişme seyrinin yıkıcılığı beni derinden etkilemişti. Sağlıklı çalışmaya devam eden zihin, bellek ve ruhun yanında giderek çöken beden. Bunun bilinçli yaşanması şu anda, bu satırları yazarken bile tüylerimi ürpertiyor.

ALS hastalığına hem dikkate çekmek, hem de bu konuda bağış toplamak üzere yapılan ve sosyal medyada inanılmaz bir ilgi görerek çok hızla yayılan “Buz Kovası İddiası” kampanyası temel olarak şöyle çalışıyor: Bir tanıdığınız sizi iddiaya davet ediyor. İddia: 24 saat içinde ya $100 bağış yapmanızı ya da kafanızdan aşağı bir kova suyu dökmenizi gerektiriyor.  Ancak iddiaya çağrılan birisi sadece bağış yaptığında ve kafasında aşağı bir kova su dökmeyip, bunu videoya çekmeyip, sosyal medyada paylaşmadığında, şu anda kampanyanın yarattığı viral etki haliyle yaratılamayacağından,  -umuyorum- çoğunluk hem kafasından aşağı bir kova suyu boca ediyor, hem de bağışını yapıyor. Bizim viral etkiye katkımız da aşağıda.

VıdeoFoto

 

ALS bağışlarına dair webde kısa bir araştırma yaptım: Amerika’daki ALS derneği hem araştırmaları fonluyor -hastalığın şu anda bir tedavisi bulunmuyor – hem de hastalara destek amaçlı olarak kullanıyor topladığı bağışları. Yine aynı sayfadan toplanan bağışların $53.3M ulaştığı bilgisini aldım.

Gelelim Türkiye’deki ALS derneğine. Maalesef Internet sayfasında bağışların ne şekilde kullanıldığını bulamadım. Sadece dernek tüzüğünden “ALS-MNH derneği hastalığının nedenlerinin önlenmesine , temel ve klinik uygulamaların, hastaların yaşam standartlarının kalitesinin yükseltilmesine ,genel olarak rehabilitasyonuna ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sosyal sorunları en üst seviyede çözümlemeye çalışır” amacı ile çalıştıklarını okudum.

Ardından derneği arayarak bağışların hangi projeler için kullanıldığına dair nereden bilgi alabileceğimi sordum. Cumartesi olduğundan dernekte kimse yokmuş ama telefonu cevaplayan beyefendi dedi ki: ALS Kliniği bulunmuyormuş Türkiye’de. Şu anda toparlanan bağışların hedefi bu imiş. Anladığım bilişim konusunda destek veren kişi işten ayrıldığından bu bilgilendirme henüz Internetn sayfalarına yansımamış. Türkiye’de Buz Kovası İddiası ise, yine sayfadan öğrendiğimize göre 207 bin TL’ye ulaşmış. Hedef ise 500 bin TL.

Buz Kovası İddiası hızını kesmeden devam ederken facebook’ta farklı yorumlar da yerini alıyor. İyi ki alıyor: Farklı bakış açılarını, kampanyanın yarattığı duyguları, eksiklerini ve artılarını bize gösteriyor. Sanıyorum kampanyaya dair sorgulayıcı argümanların başında bu konuya bu kadar odak oluşturuldu ama ya diğer konular geliyor. Bende de kampanyanın başarısını fark ettiğimde aklıma gelen sorulardan bir tanesiydi. Daha doğrusu kampanya bu denli herkesi kavrayınca yahu  keşke tüm kampanyalar bu denli ilgi toplama şansına sahip olsa dileği kalbimden geçmişti. Özellikle çevre konusunda içimde duyduğum derin bağlılık, sızı ve kendi yapmaya çalıştığım ancak bazısı pek de başarı ile sonuçlanmayan girişimler düşünülünce. Ancak yine de bu gerçek, bu kampanyaya gölge düşürmemeli sanırım. Bugün ALS öne çıktı ki kim bilir ne kadar uzun zamandır istediği farkındalığı yaratamıyordu. Umuyorum her sorun bir gün bu denli çok kişi tarafından sıkıca kucaklanır.

Kampanyaya dair diğer konu da: Bağış mesajının ne kadar kişiye ulaştığı -hastalık hakkında inanılmaz bir farkındalık yarattığı kesin- ise biraz soru işareti. Umuyorum iddiaya davet edilenler de, edilmeyenler de, izleyenler de izlemeyenler de bu işlerin özünde yatan bağış mesajını alabiliyor ve bağış yapmak yönünde ilham alıyorlardır.

Eğer benim inandığımın aksine bağış mesajı çok net herkes tarafından alındıysa, bu kampanya yapması gerekeni fena halde başarmış demektir.

Kimilerinin de iddia ile -yani bir çeşit zorlama ile- bağışa davet edilemeyeceği yönünde düşüncesi var sanırım: Zorla güzelliğin olmayacağını atalarımız keşfetmiş zaten, biliyoruz. Ancak bu denli espirili, neşeli ve size “kafanızdan aşağıda bir kova buzlu su dökmek” gibi muhteşem bir seçenek veren kampanyanın bir zorlama yapmış olabileceği bakışı beni pek ikna etmedi. Özellikle mevsim kuzey yarıkürede yazken…

Bağışlara dair en önemli sorun ise bağışların sürekliliği sanıyorum: Bugün ALS için bağış yaptıktan üç gün sonra erinmeden, “neden yapılmaması gerektiğine ya da yapılmayacağına” dair fikir üretmektense, başka amaçlar için bağış yapabilmek.  Herkesin kendi bütçesi çerçevesinde yardımı daha sık ve sürekli hale getirmesi. Öyle gözde büyütmeden, küçük rakamlarla. İlk sizin gönlünüzü çelen kampanyalar için. Ardından da gönlünüzü ilk bakışta çelmeyen kampanyaları daha dikkatli dinleyip, belki başka kampanyalar için…

Son sözüm ise: Belki bağıştan çok daha zor yapılan muhtelif konularda gönüllülük zamanın ayrılması. Yani yine gönlünüzden geçen bir konuda haftada birkaç saatin sizin odağında olmadığınız bir konuya düzenli vakfedilmesi. İşte burası zurnanın en çok zırt dediği yer. Bu ise apayrı bir yazının -hatta külliyatın- konusu olur sanırım…

 


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: