Fas Gezisi – Fez el-Bali – Eski Fez

29 10 2013

Heyecanla beklediğimiz durağa yani “Fes el-Bali”‘ye, yani Medinaya (eski kente) geliyoruz. Fes el-Bali içinde yaşan 156.000 insanıyla, arabaların giremediği baş döndürücü bir labirent. Bu labirent Dünya Kültür Miras Listesinde ve içinde pek çok çarşıyı -souk- (baharatçılar, dericiler, halıcılar vs.) barındırıyor. Fez medinasına pek çok giriş kapısı var: Bab Bou Jeloud, Bab Guissa, Bab Jamai, Bab R’cif gibi. Biz once batıdaki ana giriş kapısına “Bab Bou Jeloud”a geliyoruz. Medina dışındaki kapısı mavi, içindeki kapısı ise yeşil işlemeli. Bu inanılmaz kalabalık, daracaık labirentin içine girmeden bir nane çayı içip ferahlıyoruz.

Bab Bou Jeloud, Fez

Ardından güney kapısı Bab R’cif’ten bu bol renkli, zaman zaman kalabalık sebebi ile boğucu ama her anı yeni görüntülere gebe medinaya dalıyoruz. Bundan sonrası görsel bir şölen. Kutu gibi dükkanlarda sanıyorum bir Fas’lının arayabileceği her şey var.

Fez Medina

Kalabalık tur grubumuzu, zaten son derece kalabalık, daracık ve sıkışık sokaklarda takip etmekte güçlük çekerken, bir yandan etrafa bakabilmek ama gerçekten anı yaşayarak bakabilmek, bir taraftan da saniye olsun durmadan bayıldığımız kareleri çekebilmek de hayli zorlanıyoruz. Tur rehberimiz bizi kaybetme ihtimali yüzünden son derece endişeli. Bu endişenin sayısız kere tekrarının ardından biz de iliklerimize kadar endişeliyiz. Tüm bu karmaşada, salyangozu şimdilik yiyemiyor ancak salyangoz satıcısını fotoğraflıyorum.

Fez Medina

İnek etinin yanı sıra deve ve at eti satan kasaplar da mevcut. Eee, bu kasapların da kendisini, diğerlerinden ayırt etmesi lazım…

Fez Medina

Satış her yanda tüm hızıyla devam ederken, bacaklarımın arasından sıkışarak bir hayvan geçti. O hayvanın ne olduğu konusunda tahmin yapmak istemediğimi itiraf ediyorum…

Fez Medina

Karışık labirent geçişlerimiz bizi Seffarine Meydanına (Bakırcılar) çıkarıyor. Yine burada Merenid Sultanı Ebu Yakup Yusuf’un yaptırdığı, Fez’in en eski medresesi Seffarine Medresesi bulunuyor. Karaouine Kütüphanesinin kapısı da yine bu meydana açılıyor.

Karaoine Kütüphanesi

Daracık sokaklarda dolanıp duruken, soluk bile almadığımız noktalardan da geçiyoruz; Bunlardan bir tanesi Misabahiya Medresesi. Biz ilerlemeye devam ederken, büyüleyici ışıklar altında sıkı pazarlıklar devam ediyor.

Fez Medina

En sonunda da, tüm Müslüman ülkelerde mutlaka başımıza gelen şeyin, başımıza geldiği yere, yani Karaouine Üniversitesi ve Camiisine geliyoruz. 859 yılında kurulan Karaouine Üniversitesi ve Camii, kimine göre tatışmalı bir konu da olsa, dünyanın en eski üniversitesiymiş, bize uygulanan davranış da o dönemden kalma idi sanırım. Elbise giymediğimiz gerekçesi ile içeri alınmadık. Müslüman olmayanların zaten ziyaret edemediği Camii’ye erkekler buyur edildi. Bu Camii, arka arkaya gelen hanedanlıların hepsi tarafından eklemelerle büyütülmüş, Afrika’da zamanının en büyük camiisi olmuş. Bizim açımızdan çok hissedilemiyordu ama aynı anda 22.000 kişi namaz kılabiliyorumuş.

Karaouine Camii, Fez

Camii’ye girişimizi engellemek için gardiyanımız tüm önlemleri almışken, ben de İslamiyet ve kadın konusunu bir kere daha düşünmeden edemedim. Teorik olarak kimsenin olmayan, ancak Allah’ın evi olan bir tapınma mekanına nasıl oluyor da bir grup insan kimlerin gireceğini ya da giremeyeğini tayin ediyordu? Nasıl bir bakış açısı ile bu yetkiyi alıyorlardı? Ve kendi küçük iktidar alanlarda bu hayali yetkiyi uygularken, hangi sıfatla bu yetkiyi uyguladıklarını düşünüyorlardı acaba? Ben bir eve kimin girip, kimin giremeyeceği sadece ev sahibinin hükmündedir diye düşündüğümden, işin içinden çıkamadım. Bizlere doğru parmaklarını tehtidkar sallayanlarınsa düşünerek bu işin içinden çıkmaya çok ihtiyaçları yoktu sanırım.

Karaouine Camii, Fez

Fas’ta bizler için ilgi çekici diğer ayrıntı ise ezanın makamsız okunuşu. Bizim alıştığımız, çok iyi okuyan müezzinlerin makamlı okuyuşlarının ardından bu okunuş çok yavan geliyor. Bir kaç sokak geçerek Camii’nin etrafında dolaşıyor ve muhteşem işlemelerini göremesek de, başka bir kapısında içeriye şöyle bir bakıyoruz.

Karaouine Camii, Fez

Hızımızı kesmeden yolumuza devam ediyoruz. Gözümüz Fas’ın lezzetli hurmlarında kalsa da, tüm gezi boyunca taşımamak için şimdilik almıyoruz. Fas’tan almayı planladıklarım arasında zeytinyağı ve şarap da bulunuyor. Şarabı havalimanından çıkarken rahatlıkla alıyorum ama zeytinyağını öncesinde marketten almak da fayda var. Zira havalimanında hem çeşit bulunmuyor, hem de pahalı fiyatlandırılıyor.

Fez Medina

Medinanın sokaklarında ait olduğumuz grubun da izini sürmeye çalışarak ilerlediğimizden kimi zaman yanından geçtiğimiz şeylerin ne olduğunu anlamaya zamanımız bile olmuyor. Yön duygumuz ise tamamıyla kayıp, sadece önümüzdekini takip ediyoruz.

FezMedina

Yolumuz dönüp dolaşırken, Nejarine Meydanına varıyoruz. Burada ağaç oymacılığı müzesine çevrilmiş heybetli kapısı ile bir fondouk yani bir han ile bir çeşme yer alıyor.

Nejarine Meydanı, Fez

Bir sonraki durağımız Molla İdris II zaviyesi. Kenti 800’lü yılların başında kurduran sultanının mezarının bu zaviyede olduğuna inanılıyor. Bir takım işlerinin daha hayırlı gitmesi için Fezliler bu zaviyeyi ziyaret ediyorlar.

Zaviyenin hemen ardından adını yakınında bulunduğu baharat pazarından alan Attarine Medresesine gidiyoruz. Attarine’in baharat demek olduğu, bizim dilimizde kullandığımız attardan sizlere de tanıdık gelecek.

Attarine Medresesi, Fez

Attarine medresesi ince ağaç, mermer ve zeliş işleri ile aklımda en çok yer eden medrese oldu. Bu medrese Merenid Hanedanlığı esnasında II Ebu Said tarafından 1320’li yıllarda yaptırılmış. Medresenin ince işçiliğinin neresine bakacağımızı şaşırarak zaman geçirdik, bol bol da fotoğraf çektik.

Attarine Medresesi, Fez

Bundan sonraki durağımız biraz zorluydu: Chouwara Tabakhanesi. Tabakhanenin malum kokusuna önlem olarak girişte elimize birer dal nane verdiler. Ben daha önceden almış olduğum maskenin içine bu naneleri yerleştirince, işimi bayağı kolaylaştırdım. Ancak ne ordaki kokuya dayanmak kolay, ne de çalışma şartlarına.

Chouwara Tabakhanesi, Fez

Tabakhanenin ardından yavaş yavaş bu labirent sokaklardan çıkıyoruz. Fez Medinasının kendisine özgü inanılmaz bir enerjisi var. Bu sokaklarda geçirdiğimiz zamandan ben çok memnun kaldım. Gezinin bu kısmını nasıl farklı yapardım diye sorduğumda: Bou Inania Medresesini ve Dar el-Magna adını verdikleri hidrolik saati görmek için de zaman ayırırdım. Fondouk’lardan birinin içini de ziyaret ederdim. Bir de geçtiğimiz noktaların ne çarşıları olduğunu daha da net duyabilmek isterdim. Son olarak da kaybolmak pahasına da olsa sokaklarda biraz kendi hızımla ve kendi dilediğimce hareket ederdim. Zira bir grubu bu denli takip ederek dolaştığım zaman dolaştığım yerin büyük resmini kavramakta güçlük çekiyorum. O yüzden sizlere tavsiyem biraz kontrollü olarak kaybolmanız…

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: