FAS Gezisi – Kraliyet Kentleri

23 10 2013

Fas, etrafında oluşturulmuş oryantal hale sebebi ile pek çok gezgin gibi benim de dikkatimi uzunca süredir çekiyordu. Fas’ın bende bayağı çöl çağrışımı yaptığını da ülkeyi ziyaret ettiğimde fark ettim,  ancak Fas’ta çöl ile buluşabilmek için Fas’ın diğer ucuna gitmek lazım geldiğini de anladım. Türkiyeli bir gezgin olarak Fas bana bir Amerika ya da Avrupalı gezgine geleceği kadar egzotik gelmedi. Yine de son derece otantik, bol renkli ve her köşeden değişik bir sürprizin çıkacağı bu ülke için fotoğraf makinelerinizi hazırlayın, çektiğiniz kareler size pişman etmeyecek. Kent planlamacılığı açısında Türkiye’den son derece ilerde olan, etnik köken ve hayatı yaşama biçimlerinin çeşitliğinin yine Türkiye’den daha fazla kucaklandığını hissettiğim, beklentimin çok üzerinde Avrupai bulduğum, değişik ağaçları ve insanları bu farklı coğrafyayı ben çok sevdim.

Nane Çayı, Fas

Fas’ın adını ingilizce öğrenirken hatırlamakta olduça zorlanmıştım. Zira Morroco ile Fas arasında hiç bir benzerlik bulunmuyordu. Nihayet bu yaşa geldiğimde hiç olmazsa adlar arasındaki bu mesafenin anlamını çözdüm. Araplar buraya Mağrip yani batı diyorlar, bu terim türkçede de kullanılıyor. Bizim buraya Fas deyişimiz tarih içinde Fas’ta hüküm süren krallıkların başkent yaptığı Fez’den geliyor. Benzer biçimde ingilizce Morroco da yine daha once başkent olmuş Marakeş’in adından geliyormuş. Kısaca dönemsel başkentler ülkenin adını belirlemiş.

Fas

Fas’ta yaşayan yaklaşık 35 milyonluk nüfusun %60’ını Berberiler, %40’ını ise Araplar oluşturuyormuş. Berberi adının kökeni konusunda farklı yaklaşımlar olsa da, Romalıların bu halkları anlatmak için kullanıdığı Barbar kelimesinden geldiği söyleniyor. Berberiler kendilerine Amazigh diyorlarmış. Farklı dialektleri konuşan Berberiler’in kullanıdğı dile ise genel olarak Tamazight deniyormuş. Fas’ın ana dili hem Arapça hem de Tamazight, ancak neredeyse okula giden herkes Fransısca da konuşuyor. İngilice çok bilinmiyor. Fas ziyaretinizde az biraz Fransıscanız varsa, tozlu raflardan inidip kullanma olasılığınız yüksek. Yollardaki tabalelalar arapça ve ingilizce hazırlanmış. Kimi Zaman beriberi dilini de tabelalarda görmek mümkün.

Kazablanka

Fas’ın kent planlaması muhteşem: Geniş ve ağaçlandırılmış yollar, büyük alanlar, eski kentin dokunmadan kalmış tarihi dokusu harika. Sanıyorum bu noktada özellikle Fransız sömürgesi döneminin etkileri var. Genelde kentler yeni kent ve eski kent diye gösteriliyor. Yeni kentler de haliyle Fransız sömürgeciliği döneminde planlanmış kısımlar oluyorlar.  Eski kentlerde konaklama (bazen de yemek yeme) amacıyla kullanabileceğiniz yerel mimarinin örneği iki alternatifiniz var: Bir tanesi Riad. Diğeri de Dar.  Bunlardan riad bir iç bahçe ya da avlusu olan ev anlamına gelirken, Dar daha basitçe ortasından ışık alabilecek şekilde düzenlenmiş ev anlamına geliyor. Gezilerimiz esnasında kapıların üzerinde Dar ve Riad yazılarını gördük. Riad’ların bir kısmı şimdilik butik otel ya da lokanta olarak hizmet veriyor. Genel olarak bakımlı kentler, son derece de temiz görünüyorlar.

Dar - Le Patio Bleu

Bolca inşaat ve artık sanırım dünyanın hiç bir yerinde kaçınamadığımız muhtelif residans reklemlerı ile vaat edilen mutluluklara burada da rastlıyoruz. Türkiye firmaları burada da inşaat işlerinde aktif biçimde yer alıyorlarmış.

Yollarda gördüğümüz araçların genel sınıflandırması ve yenliği canlı bir ekonomiyi çağrıştırıyor. Bu arada yine trafiğin akışı da son derece düzenli. Yer gelmişken Fas’ta taksiler ikiye ayrılıyor: Kırmızı renkteki “Petit taxi” en fazla üç kişi alıyor ve taksimetresi bulunuyor. Bir de daha ziyade dolmuş gibi çalışan ve eski beyaz mercedeslerin kullanıdığı büyük taksiler var. Genellikle şöförler taksimetre açmıyorlar -sanırım gerçekten düşük bir ücret yazıyor-, baştan fiyat konuşmakta ve kesinlikle pazarlık yapmakta fayda var… Pazarlıkla geldiniz fiyatlar makul ve mantıklı oluyor…

NısNıs

Fas kültüründe naneli çay önemli bir yere sahip. Bizim alıştığımız çayı sallama dahi olsa bulabilmek problem oluyor. Bir de kahve kültürü canlı. Ancak bu kahve kültürü gene Fransız sömürge mirası gibi görünüyor. Nısnıs denilen kapuçinoyu çağrıştıran kahveleri var. Ancak Starbucks kültüründen alıştığımız diğer çeşitleri de bulmak mümkün.

Mutfağa gelince: Bol baharatlı bu mutfağın ana yemekleri Tajin, brochette (şiş kebap), kuskus ve pastille. Bir de yoğun ve lezzetli çorbaları harira var. Yoğun kişniş kullanıyorlar. Türk mutfağına yabancı, maydonaza benzeyen bu yeşilliğin tadı örneğin bana fazla baskın gelir. Bu tattan ötürü ara ara zorlandıysam da genel olarak yemekleri lezzetli buldum.

Tajin

Fas’ta neredeyse her çeşit giyimi görmek mümkün: Batılı tarzda giyinen kadın ve adamların yanında, Berberiler’in yerel giyim şekli olan uzun tek parça elbiseleri de hem kadın hem de erkeklerin üzerinde sıklıkla gördük. Bu elbiselere djellabah deniyormuş. Bu özellikle bizim gezdiğimiz yerlerde (genellikle kentlerin eski kent olarak anılan bölümleri) en ağırlıklı giyim şekliydi. Bu giyim de başına eşarp takan kadınlar da vardı, takmayanlar da.  Kadınları yine Zaman Zaman çarşafla da gördük ancak yoğun değildi. Erkeklerde bol miktarda safran sarısı deri terlikler gördük, ki bunların adı da balgha imiş.

Ülkenin para birimi dirhem ve yaklaşık olarak 1TL, 4 dirheme karşılık geliyor. Sanırım bir Fas’lı olarak ülkede ucuza yaşanabiliyordur ama turist olarak yaklaşık İstanbul civarı fiyatlandırmalarla karşılaştık. Pazarlık yapılabilecek durumlarda -Mısır kadar ağır oranlarda olmasa da- ki her durumda tavsiye ediliyor, Türkiye’den daha ucuza alış-veriş yapabilmek olası.

Fas

Fas monorşi ile yönetiliyor. Kral aynı zamanda ülkenin dini lideri olarak kabul ediliyor. Şeriat ise sadece kişisel konularda uygulanıyor.  Yine de örneğin kadın hakları konusunda yapılan iyileştirmeler bulunuyor. Ülke nüfusunun çoğunluğunu maliki mehzbinden müslümanlar oluşturuyor.

Ülkenin hem Akdeniz hem de Atlas okyanusuna kıyıları var. Ancak turizm açısından benim de yaptığım “Kraliyet kentleri”, Atlas okyanusu kıyıları, Atlas Dağları turizmi ve nihayet çöl turizmi sanki daha öne çıkmış görünüyor. Akdeniz kıyılarını da turizme daha etkin kazandırmak için çalışıyorlarmış diye okudum. Fas gezi kitabım özellikle çarşılarda karşılaşacağımız satıcıların çok agresif olabilecekleri -illa ki al tavrı- ve kayıtlı olamayan rehberler konusunda bizleri uyarıyordu. Birincisi ile karşılaşmadım, ikincisini ise zaten organize bir tur ile gittiğimizden gözlemleme imkanım olmadı.

Fas’ın komşuları Cezayir ve Moritanya(?). Güneyinde ise tartışmalı olan bir sınır ile Batı Sahra ile komşu. Daha doğrusu Fas Batı Sahra’nın kendi toprakları olduğunu söylüyor. Yine politik anlamda dikkat çekici nokta: Akdeniz kıyılarındaki Melilla ve Ceuta kentleri İspanya’ya ait. Dolayısıyla Kuzey Afrika topraklarında İspanya’nın iki kenti bulunyor, yine Fas topraklarına çok yakın İspanya adaları var Akdeniz’de.

Fas Bölgeleri

Son olarak gelelim bizim yaptığımız geziye: Kraliyet Kentleri. Adından anlaşılacağı gibi Fas tarihinde başkent olmuş kentlerin gezileceği bir gezi planlanmıştı: Rabat, Meknes, Fez ve Marekeş şeklinde. Uçuşumuz Kazablanka’ya gerçekleştiğinden orayı da görme imkanımız oldu. Ek olarak da Essaouira ve Ourzazate’a  gittik. 8 günlük bir gezi için fazlası ile yoğun bir programdı. Genellikle bu denli yoğun programlar insana nereyi gördüğünü unuttutuyor. Böyle olunca da gerçekten hissetmek sıralamada çok geriye düşüyor.  Tüm yaptığımız bir açıdan tüketim oluyor: Gidelim, görülecek yerleri bir an evvel görelim ve yapacaklarımız listesinden bunu da eleyelim gibi. Diğer açıdan da içinde yaşadığımız çağın ritmi bunu bize dayatıyor. Çünkü çoğumuzun hem parası hem de gönlünce gezeceği geniş zamanları aynı anda olmuyor. Gittiğimiz süre içinde de orada maksimum deneyim yaşamaya odaklanıyoruz. Geriye kalanlar da bizi en çok etkileyenler oluyor. Neyi farklı yapardımı ise gittiğimiz bölümleri anlatırken yazacağım.

Bu geziyi tek başına bir kadın (ya da bir grup kadın) organize bir tur olmadan yapabilir mi diye kendime sorduğumda olumsuz yanıt vermiş ve bir tura dahil olmuştum. Aynı soruyu şimdi değerlendirdiğimde yapılabilir olduğunu düşünüyorum. Oldukça Avrupai bir memleket olan Fas’ta sağduyunun söylediği temel noktalara dikkat ederek rahatlıkla bir gezi yapılabilir. Zaten OrtaDoğu’nun bir tarafıyla kalbinde yaşayan Türk kadınları için rahat bir gezi amacıyla nelere dikkat etmeleri gerektiği, nerede kırmızı çizgiyi çekecekleri bilgisi küçük yaşlardan itibaren var diye düşünüyorum 🙂

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: