Sakız Adası – Sakız Köyleri

15 09 2013

Sakız Adasında (Chios) bizim 30 Ağustos Zafer Bayramımıza denk gelen günlerde bir yarım maraton ve 10K koşusu düzenleniyor. Geçtiğimiz sene gitmek istemiştim, ancak o günlerde  hatırlayacaksınız belki Sakız’da orman yangınları çıkmıştı ve biz de komşuya gitmek için en uygun zaman değildir herhalde diye düşünmüştük. Bu sene 2 Eylülde gerçekleşen koşuyu kaçırmayalım dedik ve 30 Ağustos Zafer Bayramı tatili ile de birleştirerek çok keyifli bir tatil yaptık.

Sakiz Harita

Sakız Adası Çeşme’ye 7KM mesafede bulunan, 50KM uzunluğunda, 29KM genişliğinde, yaklaşık 52.000 nüfusu olan bir ada. Çeşme’den hareket eden feribotlarla 1 saatte ulaşabilmek mümkün. Feribot biletlerinin fiyatları gidiş-dönüş 21 euro. Yeşil pasaport için vize gereksinimi yok, vize gereksinimi olanlar için kapıda vize alabilmek seçeneği var (35 euro vize ücreti, 20 euro ajenta ücreti, ajentaya bir kaç gün önceden pasaport, nüfus cüzdan ve eski Schengen vizelerinin kopyalarını göndermek gerekiyor), bu seçenek ile kısa surely vize alınabiliyor. Ancak hem toplamda pahalı, hem de aynı anda seyahat eden yolcu hacmine göre çok sıra bekleyebileceğiniz bir yöntem olabiliyor. Tavsiyem öncesiden Schengen vizesi almak olacaktır.

Feribot sabah saatlerinde kalkıyor ve adanın yine türkçede Sakız diye adlandırılan köyüne varıyor. Burası adanın Merkezi, kafeleri, lokantaları ve barları ile de oldukça canlı. Biz Karfas’ta Golden Sands adında bir otelde kaldık. Karfas, hareket edebilmek adına uygun bir merkez, otelimiz de düzgün bir oteldi ancak adada kalmak için çok daha otantik yerler var: Örneğin aynı günlerde Sakız’ı ziyaret eden bir arkadaşım çok güzel bir Ceneviz evinde kaldığından bahsetti. Adada Karfas’tan çok daha güzel plajlar da var. Biz aldığımız tatil paketi doğrultusunda bu otelde konakladık, tavsiyem tatil paketi almak yerine kendi seçimlerinizi Internet üzerinden yapmanız. Bu şekilde daha ucuza da kalabilirsiniz…

Karfas - Golden Sands Hotel

Sakız’da temel olarak görülebilecek köyler, denize girilebilecek plajlar, yemek yemek için güzel restoranlar ve gece hayatı için de barlar var. Biz adanın güney bölgesinde ilk üçünü dolaştık, sonuncusu konusunda da deneyen arkadaşlarımızdan olumlu yorumlar duyduk.

Adada hareket özgürlüğü için ya araba ya da vespa kiralamak mantıklı. Bisiklet de yapılabilir, ancak yollar eğimli ve mesafeler uzak. Adada pek çok yerleşim merkezi ve plaj bulunuyor,  biz başlıca önerilen yerleri görmeye ve Zaman geçirmeye çalıştık.

Adada görülmesi gereken köyler listemize Armolia ile başladık. Burası seramikleri ile ünlü bir köy ancak biz bir kaç dükkan dışında çok fazla bir özellik bulamadığımızdan, oyalanmadan yollara düştük. İkinci durağımız Pirgi (Pyhrgi) Köyü oldu.

Pirgi Pyhrgi

Geometrik desenlerle süslenmiş evleri ve ev dışına asılmış kırmızı güzel domatesleri ile aklımızda kalan bu köyün yapısı, göreceğimiz diğer köylere dair de ilk ipuçlarını veriyordu: Daracık sokaklar, iki katlı daracık evler,  bu daracık, gölgeli ve serin sokakların birden açıldığı geniş meydanlar. Bu meydanlarda da oldukça canlı kafeler ve sosyal hayat. Pirgi ile beraber diğer köylerde de baştan aşağı siyahlar giyinmiş baston ya da yürüteçli olanlarına da sıklıkla rastladığımız dul teyzeler de bize değişik çağrışımlar yaptı. Sanırım eşleri öldükten sonar bu şekilde giyiniyorlar.  Hayatların yavaşlığı, zamanın neredeyse yokmuş gibi hissedildiği bu serin sokaklarda, evlerinin önüne minder atıp,  keyif kahvelerini içen teyzelere de bolca rastladık. Erkeklerse daha ziyade meydandaki kafeleri sosyalleşme alanı olarak tercih etmişlerdi.

İkinci durağımız Olimpi Köyü oldu.

Olimpi

Olimpi Köyünde bir mağra ziyaretimiz olacaktı. Ancak mağra köyün yaklaşık 4-5KM dışında imiş. Bunu kavrayana değin gene güzel, daracık sokaklı bu köyde epeyce dolaştık ve hatta küçük bir şapele rastgeldik. Şapelin karşısında outran siyahlı teyze bizim için bu mütevazi şapelin kapılarını açtı ve içerde birer mum yaktık. Köyden ayrılıp mağraya ulaşsak da, saat 18’e kadar açık olacağı söylenen mağrayı kapalı bulduk. Saat de 18’e neredeyse varmıştı. Oyalanmadan bir sonraki durağımıza Mesta’ya yöneldik.

Mesta

Gördüğümüz köylerin içinde en büyük, en gösterişli ve zengin köy burası oldu. En büyük klise ve en canlı meydanı da gene burada gözlemledik. Köyün daracık sokaklarında dolaştıktan sonra, güzel meydanında bir şeyler içtik: Köpüklü şarap, frappe, hafif alkollü içecekler (Bacardi breezer gibi…), Yunan biraları seçenekler arasında.

Köyler arasında zamanın nasıl geçtiğini anlamadan dolaştıktan sonra akşamı Hodjas (Xotzas) Tavernasında noktaladık.

Xotzas Taverna

Cuma ve cumartesi akşamları rezervasyonsuz gidilmemesi tavsiye edilen, çok misafirli az çalışanlı bu tavernadan çok memnun kaldık. Sakız merkezin tepesinde konumlanmış tavernanın yolu biraz karışık, özellikle navigasyondan faydalanmak isteyebilirsiniz. Sakız’da menüler, Türkiye’deki sayfiye yerlerinin menülerine oranla çok uygun fiyatlı. Bolca deniz böceği seçenekleri mevcut ve oldukça lezzetli. Öğlen yemek yediğimiz tavernadan da benzer şekilde çok memnun kalmıştık. Burada doğanın içine büyük bir uyumla konumlanmış köyler ve lezzetli, göreceli ucuz tavernalar kesinlikle sizleri hayal kırıklığına uğratmayacak…

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: