31 Mayıs 2013 #DirenGeziParki – I

1 06 2013

Gezi Parkını korumak için orada oturan doğa aşıklarına ilk ziyaretimiz 29 Mayıs 2013, çarşamba akşamı oldu. Parka vardığımızda orada toplanmış kalabalık itiraf etmeliyim ki beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Bu denli az kişi ile bu parkın yok olmasına engel olunamaz demiştim kendi kendime. Etrafta son derece barışçıl, sakin hava vardı. Yer yer festival havasında şarkı ve halaylar oluyordu. Orada zaman geçirdik, Taksim Gezi parkı için imzamızı verdik, ağaçlara sarıldık. Milletvekilleri parka gelip, nöbete destek olmaya başladılar. Vakit gece yarısına yaklaşırken oradan ayrıldık.

Perşembe günü erkenden işe gittiğimde aldığım ilk haber sabah 5 civarında parkta nöbet bekleyen doğa aşıklarının sert müdahalelerle park dışına süreklenmeye zorlandıkları oldu. Ardından da parka dozerlerin girdiğini okudum. Ağladım: işte o kalabalıkla ancak bu kadar oluyordu. Halkuki tüm şehir bir olsa, bambaşka bir resim çıkmaz mıydı diye düşünüyordum. Bir süre sonra dozerlerin önüne çıkan milletvekilli Sırrı Süreyya Önder ile bu girişimin de engellendiğini öğrendim. Ardından da sosyal medyadan pek çok arkadaşımın da, iş çıkışı parka desteğe geleceğini okudum. İçim biraz olsun rahatladı.

Perşembe akşamı iş çıkışında yine parktaydık. Bu sefer çok daha fazla kalabalık içime serin sular serpti. Bir önceki akşam toplananlar daha marjinal topluluklardı. Perşembe akşamı parkta olanlar ise marjinaller ve halkın daha entegre olduğu bir görüntü veriyordu. Epeyce kaldık, pek çok arkadaşımızla buluşma fırsatımız oldu. Parka sanatçılar, milletvekilleri akıyordu. Her şey tam şenlik havasındaydı. Gezi Parkı yaşıyordu. #direngeziparki yavaş yavaş “topic trend” olma yolunda kımıldıyordu. Bir önceki güne göre çok daha büyük ve konforlu çadırlar kuruluyordu. Yine sıkıntısız bir biçimde parktan ayrıldık.

Cuma sabahı adeta Perşembe sabahının bir kopyasıydı. Ancak bu sefer çok daha sertleşmiş müdahaleler olmuş, basın ve milletvekillerinden yarananlar hastaneye kaldırılmıştı. Bu sefer çok daha çevik davranan grup, saat 10’da basın açıklaması yapacaktı. Daha esnek iş saatleri olanlar hızla Taksim’e gidiyordu. #direngeziParki nin yanına #occupygezi geliyordu.

31 Mayıs Cuma akşamı artık Taksim, Kabataş ve Şişhane’ye servis vermeyen metro ile Osmanbey’e dek geldik. İlk başta 6 kişiydik ve Gezi Parkına doğru yürümeye başladık. Bir süre sonra slogan atan bir grubun yanına vardık. O esnada yaşanan bir panikle biz de geriye doğru koşmaya başladık. İlk defa biber gazı atılırken çıkan sesi, biraz sonra da –çok uzakta atıldığından- genzi hafif yakan kokusunu hissettik. Bu panik esnasında arkadaşlarımızdan ayrılıp, iki kişi kaldık. Bu paniği gece boyunca pek çok defa yaşayacak iki ileri bir geri gidecek ama Gezi Parka varamayacaktık. Ön saflara yakın yerlere biber gazı atılıyor, ön saflarda olanlar –etki alanı 30 metre imiş diye yayıldı sosyal medyada- da bu alanın dışına kaçmak için hızla geriye koşuyorlar ve bizleri de aynı harektin içine alıyorlardı. Akşamın ilerleyen saatlerinde tamamıyle bireysel insiyatifleri ile orada olan tüm bu insanların içinde bazıları bu geriye koşmalarda grubu sakinleştirmeye çalıştılar. Bu kadar hızla geri koşma ve dağılmaya gerek olmadığını anlatmaya çalıştılar. Nitekim ertesi gün sosyal medyada da biber gazının etki alanı ve geriye çok hızlı koşma arasındaki ilişki yayımlanmaya başlamıştı. Fazla hızlı hareket grubun dağılmasına sebebiyet veriyordu. Organize olmamış kocaman bir grupta hareketin zorluğunu da bu etkinlikle daha çok anlayacaktım.

Metrodan çıktığımızda karşılaştığımız kalabalık çok büyük değildi. Bu sefer hayal kırıklığına uğramadım, beklediğim gibiydi her şey. Kalabalıktık ama çookk değil. Bunun bir anda bambaşka bir hale gelceğini henüz ben de öngörmemiştim. İlk kaçma ve kovalamacamız bizden çok da hoşlanmayan bir simitçi, pastaneye kapağı atmamızla son buldu. Dükkan kepenklerini indirdi. Birazdan da tazikli su sıkan Toma ve onun ardından Robokop gibi ilerleyen polisler geçmeye başladılar.

Dükkanın kepengleri açıldığında bizler hemen Nişantaş yönünde ilerlemeye başladık. O esnada metrodan yeni gelen bir arkadaşımız da bize katıldı. Bir süre Maçka parkının arkalarından Geziye ulaşmaya çalışsak da çabalarmız sonuç vermedi. Gittikçe çok daha kuvvetle atılan sloganları olduğumuz yerden işitebiliyorduk. Sonunda bize çok yardımcı olan ve otele ait ara geçişleri tarif ederek bizi Harbiye’ye çıkartan Hilton İstanbul çalışanları sayesinde Harbiye’de radio binasının önüne vardık. Kalabalık inanılmaz bir büyüklüğe ulaşmıştı. Çok mutluydum. Etrafımdaki herkes benim gibiydi. Gizli bir ajanda yürütmeye çalışan, provokasyon için orada olan neredeyse yoktu. İnsanlar işlerinden çıkmışlar, üç beş arkadaş buluşmuşlar ve #direngeziparki demeye gelmişlerdi.

Bundan sonrasında Gezi Parkına yaklaşma çalışmalarımız iki adım ileri bir adım geri ile süregeldi. Biber gazından etkilenmemk için aldığımız toz maskesi, yüzme gözlüğü ve kafamızı korumak için baret çok işe yaradı. Taşkınlık, bir olay hariç gözlemlemedim: Bir ara önümüzden dört tane itfaye aracı geçti. Ancak kalabalık itfaye aracının geçmesine izin vermedi. İtfayeciler hoporlör ile “Arkadaşlar, Tarlabaşında yangına müdahale için gidiyoruz, yol verin” çağrısına ragmen yol verilmedi. Bir süre sonra araçlar önümüzden geri geri giderken farkettik ki araçların camları taşlarla kırılmış. Bir süre sonra da önümüzden yüzü tamamıyle üçgen bir mendille maskelenmiş ellerinde iki tane kocaman taş taşıyan gençten bir çocuk geçti. Organize olmayan grubun sıkıntılarından söz etmiştim. Özellikle amaçtan şaşmamaya, uygunsuz sloganlara eşlik etmemeye (küfür, her tür ayrımcılık, aşağılama içeren), taşkınlıktan hem kaçınmaya hem de olmasına izin vermemeye dikkat etmek önemli. Örneğin itfaye gerçekten bir yangına gitmeye çabalıyorduysa, buna engel olmak da vizdansızlıkların en büyüğü.

Gece sona ererken, gözlük ve maskeyi artık çıkarmışken, ayağımın dibine düşen biber gazını tüm etkisiyle tecrübe etmiş oldum. Nereden çıktığını anlayamadığım bir çocuk hemen tekme atarak uzaklaştırmaya çalıştıysa da, ben gözlerimde ve genzimde uzun süren bir rahatsızlık hissettim. Bu şartlar altında gerçekten de biber gazı zalimlikti.

Gecenin sonunda huzurluydum: Uzun zamandır bu kadar birlik ruhu ile hareket edildiğini hissetmemiştim. Binler meydanlara akmıştı. Bu ve motivasyondaki doğa aşkı beni çok mutlu etmişti. #direngeziparki trend topic olmuştu. Sosyal medya inanılmaz bir paylaşım ve destek aracıydı. Ancak aralarda bir yerde, tam nerde bilmiyorum bu birlikte hareket ruhu hala #direngeziparki ana başlığını korurken, diğer yanda başka bir yere dönüşmüş, başkalaşmış ve herşeyin üstüne çıkıp insanların sormak istedikleri pek çok hesabın sorulduğu son derece demokratik platform haline dönüşmüştü.

Meydanlarda ifade özgürlüğünün Türkiye’nin çok uzun süredir güçsüzleşmiş bir kas olduğunu düşündüğümüzde olanlar her şeyden önce gurur, mutluluk ve en önemlisi de umut verici. Ancak ana akım / yaygın medyada (mainstream) bu direnişin gece boyunca hiç yer etmemesi ise bence herkes için yüz kızartıcı. Bu sosyal medyanın inanılmaz etkin kullanımına yol açsa da, doğrulanmayan çok fazla haberin yayılmasına ve bilgi kirliliğine yol açtı. Yine teyid edilmemiş bilginin yayılmasını engelemek sanırım önemli. Diğer yandan dış basının çok doğru tetkiklerle, haberleri hızla yayımlanması katılımcıları mutlu etti.

Son olarak Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) olayların gelişmesinde yeteri kadar yer almaması şaşırtıcıydı. Doğa odaklı bu denli STK varken, onların bayrakları, dövizleri ve pankartlarının altında toplanmak, bireysel katılımcılar için daha da destekleyici bir yaklaşım olurdu. Neden bu denli yavaştılar, neden organize olamadılar bu da merak ettiğim ikinci konuydu. Bu resme toplumun vicdanı olan diğer parçayı, üniversiteyi de ekleyebiliriz. Üniversiteler de destekleme yöntemlerinde kanaatimce geç kaldılar.

#direngeziparki Türkiye tarihine yeni bir tarih hediye etti “31 Mayıs”. Bu tarihi, umarım hatırlamak istemediğimiz nice tarihlerden sonra,  Türkiye’nin demokratik yöntemlerle kendisini ifade ettiği ve gerçek demokrasiyi ülkeye getirdiği bir mihenk taşı olarak hatırlarız.


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: