Türkiye Bisiklet Rotaları – Yüz Yıllık Macera – İlk Gün

12 06 2012

Bursa Bisiklet ve Doğayı Sevenler Derneğinin, 3. Defa gerçekleştirdiği üç günlük bisiklet turu “Yüz Yıllık Macera“nın temel fikri “Hüdavendigar Vilayeti Dahilinde Velosipetle bir Cevelan” kitabından esinlenmiş. Günümüz diline uyarlandığı adıyla “Yüz Yıl Önce Bisikletle Bursa”. Ahmet Tevfik Bey ‘in 1897’de bir arkadaşı ile yaptığı bisiklet gezisi rotasını bizler de seneler sonra 137 bisikletli ile gerçekleştirdik.

Ben, üyesi bulunduğum Adım Adım Grubunun e-posta iletişimi vasıtasıyla etkinlikten haberdar oldum. 15 Mayıs 2012’ye dek kayıt kabul eden etkinlik için 100TL’lik katkı payı yatırılması gerekiyordu ki, organizasyonun tüm yemeklerimizi, kamp yapacaklar için konaklama yerlerini, trafikte gruba eşlik ederek korumasına alacak motorsikletlileri, arama kurtarma ekibini, ambülansı, hepimizin bedenine göre yaptırılan formaları ve gözle görülmeyen kim bilir daha hangi servisleri sağladığı düşünülürse, gerçekten inanılmaz düşük bir bedel.

Üç günlük turumuz Mudanya’dan başlayarak önce İnegöl, ardından İznik’e ulaşmayı ve tekrar Mudanya’ya dönmeyi hedefliyordu. Rotamız aşağıdaki gibi olacaktı ve yaklaşık olarak -her ne kadar aşağıdaki toplam bunu göstermese  de- 250K yol katedecektik.

Cuma sabahı Yenikapı’dan 7:30 feribotu ile bisikletlerimizle Mudanya’ya ulaştık. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, deniz otobüslerinin bisiklet taşımaması. IDO’ya bisikletlerimiz için 5TL ek ücret ödedik. Bunu da, telefonla ya da Internet üzerinden bilet alırken yapmak mümkün olmadığından, kalabalık bir kuyruğu bekleyerek yapmak zorunda kaldık. Ne zaman ki bisikletlere bu tarz toplum araçlarında ücret alınmaz ve bisiklet taşımasına kısıtlama getirilmezse, Türkiye’nin uygarlık ve çevrecilik alanında bir adım öne geçtiğine ikna olacağım.

Çantalarımızı bisikletle kolaylıkla transfer edecek heybelerimiz olmadığından, organizasyonun gönderdiği dolmuşu bekledik. Üç günlük yolculuk ihtiyaçlarımızı yerleştirdiğimiz sırt çantalarımız dolmuşla transfer kamyonuna ulaştırılırken, biz de 5K mesafede olan başlangıç noktasına bisikletlerimizle ulaştık. Malesef kahvaltı, kayıt işlemleri ve forma dağıtımı biz vardığımızda son ermişti. Yaklaşık 15dk içinde, kısa bir törenin ardından çıkış yaptık.

İlk gün hedefimiz İnegöl’e ulaşmaktı. Çok kısa süre içinde, Mudanya’nın ana yollarından köy yollarına saptık. Eski Tren Yolu denilen yolu takip ettikten sonra, Bursa Çevre Yoluna ulaştık. Yolun buraya kadar olan kesiminde kısa bir mesafeyi toprak yoldan gitmiş ve tatlı çıkışlarla Mudanya’yı tepeden görmüştük. Toprak yolun bitiminde ise tatlı inişleri olan bir asfaltta yol alarak, Bursa Çevre Yoluna dek ağaçların içinde doğa ile baş başa bisiklet sürmenin keyfini yaşadık. Genellikle iş için geldiğimiz Bursa ve civarında, sürekli doğaya bakıp, ne kadar yeşil dediğimiz o tepelerin arasında kaybolarak bisiklet süremek çok keyifliydi.

Bursa Çevre Yolu üzerinde Oyak Renault’a uğradık. Tur sonsoru bizlere soğuk su, maden suyu ve muz hazırlamıştı ki kahvaltı yapmayan bizler için çok iyi geldi. Saydığım tüm malzemelerli yedik ve içtik. Oldukça sıcakta geçen bu eforlu yolculuk için kaybedilen enerjinin, suyun ve elektrolitlerin yeniden temini sağlık için çok büyük önem taşıyor. Bu kısa ziyaretin ardından, Tarım Meslek Lisesine uğradık. Ana binası eski ahşap bir yapı olan binayı çok beğendik. Burada da hemen ayran takviyesi yaptık. Tarım Meslek Lisesinin ardından, kamyon trafiği yoğun Eski İnegöl Yolu üzerinde ilk ciddi çıkışımızı gerçekleştridik. Bursa Çimento fabrikası civarında yine sponsorlarımızın maden suyu ve su ikramı ile karşılaştık. Yine hem su, hem de maden suyu takviyesi yaptık. Bisiklet turlarında yemek verilmesinin bile organizasyonunun zor olduğunu düşündüğüm için, maden suyu ve su organizasyonuna inanamadım ve içimden defalarca organizatörlere teşekkür ettim. Bir yandan da kimbilir bu standları hazırlamak için ne emekler harcanmıştır diye düşündüm.

Herkesin çıkışını bekleyip, toplandıktan sonra trafiğin giderek azaldığı yollarda pedellamaya başladık. Yemek molamızı Aksu köyünde verecektik. Ancak şimdiden öğlen olmuştu ve güneş gittikçe etkisini daha çok gösteriyordu. Yine doğanın içinde uzunca bir sure pedalladık. 60K sonunda Gürsu’ya vardık. Mola verdiğimiz yer malesef bir piknik alanıydı ve sevgili piknikçiler iştah açıcı kokular eşliğinde mangal yapıyorlardı. Orada beklediğimiz dönem bizi zorladı doğrusu. Tur başlamadan önce ancak alabildiğimiz bir kaç küçük paket fındığı bitirdik. Evden kendime her gün için bir kuruyemiş torbası hazırlayarak çıkmayı planlamıştım ancak hazırlığı sabaha bırakınca unuttum. Yine böyle dayanıklılık gerektiren sporlar için bu tarz hazırlıkla çok büyük konfor sağlıyor. Yine kafilenin toplanmasını bekledikten ve sularımızı içtikten sonra tekrar yollara koyulduk. Takip ettiğimiz yollar yemyeşil tepelerin arasından geçiyor, arkada da henüz üzerinde karları erimemiş dağ tepelerini bize gösteriyordu. Açlık olmasaydı, sanırım her adımda durup fotoğraf çekerdim.

Bize Aksu köyüne, yani öğlen yemeğine 7K kaldığı söylenmişti ancak öğlen yemeğini ancak 77K’nin sonunda, saat 16:00’da bulduk. Aksu köyü kadın dayanışma derneğinin yaptığı muhteşem yemekleri yedik. Yemeğimiz tüm gün pedallayanların ağzına layıktı : Üzerine kaşar ve ceviz dökülerek servis edilen erişte, dede çorbası, haşlanmış patates, taze yeşillikler, nohutlu sulu yemek, yoğurt, şeftali kompostosu ve baklava. Kendimi tokluk anlamında biraz olsun iyi hissetmeye başladım.

Yemeğin ardından sıkı bir tımanışa geçtik. Inegöl’e varmak için neredeyse bir 25K daha pedellamamız gerekti. İnegöl’ün içinde bir zafer turu attık. Ve teknik servis konusunda tura sponsor olan bisikletçide ayran ikramlarını kabul ederek, ovaya yayılmış İnegöl’ü biraz tepeden gören, İnegöl’ün eski adını taşıyan Angelakoma adındaki otelimize ulaştık. Bu noktada tam 106K pedallamıştık. Tura katılanların bir kısmı kamp yapmayı tercih etmişlerdi, biz duş vs. açısından biraz daha konforlu olsun diyerek oteli tercih etmiştik. Kamp yapanlar otelin geniş, yemyeşil ve çok güzel bahçesine yayıldılar. Bizler de odalarımıza yerleştik. Kamp yapanlar otelin sauna ve hamamından yararlanırken, ben temizlenmeden çimlerin üzerinde 20 dakika kadar yoga yaptım. Bisikletin üzerinde sırt çantası taşıdığımdan özellikle omuzlarım ve boynum ağrıyordu. Yoga çok iyi geldi. Bu tarz turlarda da, omuzda çanta taşımak yerine, bisiklete çantayı taşıtmak çok daha konforlu görünüyor.

Temzliğin ardından otelimizin restoranına inip, birer bira içtik. Yorgunluktan oldukça erken yatıp, ertesi güne hazırlanmayı tercih ettik…

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

2 responses

13 06 2012
snowtracker

Çok güzel bir bisiklet turu olmuş Gökben ayaklarına sağlık. Sonraki gezilerde vaktim olursa ben de katılmak isterim.
Haluk Akalın

15 08 2013
servet

harika bir organizasyon olmuş. ayrıca bu satırlara aktarımı da çok iyi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: