Türkiye Bisiklet Rotaları – Hafta Sonunda Bisikletle Frig Vadisi – 1. Gün

3 07 2011

Frig Vadisi Bisiklet Turuna katılmaya karar vermeden önce, Frig Vadisi hep güneyde bir yerleri çağrıştırıyordu. Tur sayesinde bisikletle muhteşem bir hafta sonu geçirdik; Anadolu’nun inanılmaz tarihi zenginliğinin orada öylece, kendi halinde beklediğine bir kere daha şahit olduk; Frigler’in tarihini öğrendik; muhteşem bahar manzaralarına, uçsuz bucaksız yeşiklliklere hayran kalarak, nerelerde yaşadığımızı bir kere daha sorguladık; bisikletle ilk gün 88KM, ikinci gün 65KM yol yaptık. Frig Vadisi kuzeyde Eskişehir’in Gökçekısık köyünden güneyde Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine; doğuda Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinden batıda Kütahya’nın Sabuncupınar ve Ovacık-İnli köylerine kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Öncelikle Frig Vadisi muhteşem turunu gerçekleştiren Dağ Keçilerini anmam gerekli. Cuma gecesi Dağ Keçileri ile yola çıkarak, sabah erken saatlerde eski bir Frig kaya mezarının bulunduğu, Eskişehir’e 80KM mesafede bulunan, Han ilçesine bağlı Yazılıkaya köyüne vardık. Yazılıkaya anıtının biraz altında yer alan kafede yöreye özgü börek ve çayla kahvaltımızı yaptık. Ardından bisikletlerimiz kamyonetten indirildi ve kamyonete sığması için tekerlekleri çıkarılmış bisikletlerimizin icabına baktık, son bakımlarını gerçekleştirdik. Ancak büyük bir şanssızlık eseri fotoğraf makinamı evde unuttuğumdan, bu güzel bölgede cep telefonum ile kısıtlı sayıda fotoğraf çekebildim. Blogda o yüzden sınırlı sayıda fotoğraf kullandım.

Frigler M.Ö. 1200’lü yıllarda Balkanlar’dan Anadolu’ya gelmişler. Ancak siyasi varlık olarak tarih sahnesinde yer almaları M.Ö. 8. yy.’da gerçekleşmiş. M.Ö. 690 civarında ise Kimmerler tarafından bozguna uğratılmışlar. Varlıklarını Lidyalılar, Persler, Romalılar altında devam ettirerek, tarih sahnesinden çekilmişler. Varlıkları boyunca özgün bir Anadolu kültürü yaratmışlar.

Frig Vadisi sadece Frigler’in (ki öncelerinde Hititler, sonrasında da Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar) izlerinin görülececeği bir alan değil. Tarihi değerinin yanında doğal değerleri de ön planda ve bu sebeple doğal sit alanı olarak da ilan edilmiş. Arazinin volkanik yapısı sebebiyle, işlenmesi kolay tüf  kayalar var. Bu kayalardan meydana gelen ilginç oluşumlar, peri bacaları ve kayaların oyulmasından meydana getirilmiş tarihi eserlerin hepsi ayrı bir renk ve değer katıyor Frig Vadisine.

Bisikletlerimize yerleştiğimizde, o gün neredeyse 90KM yapacağımızı henüz bilmiyorduk ve neşe içindeydik 🙂 Öncelikle kafeden yukarıya Yazılıkaya anıtına doğru pedalladık. 17M boyundaki anıt, Frig Vadisindeki en görkemli anıtlardan. Yazılıkaya anıtı, Midas Anıtı adıyla da biliniyor. Anıtın etrafında ise, yörede sıklıkla göreceğimiz doğal kaya oluşumlarının ilk örneklere rastladık. Yazılıkaya Anıtına yaklaşık 200m mesafede Bitmemiş Anıt adında diğer bir anıt yer almakta.Yine aynı platformda Bitkisel Motifli Anıt ve Anıtsal Frig Kaya Mezarlığı yer almakta.

İstanbul’dan gelenler değil ama İzmir’den gelen bisikletli grup bizimle Yazılıkaya’da buluşmadan önce, Yazılıkaya’nın 2km kuzeyinde bulunan Arezatis Anıtı olarak da bilinen Küçük Yazılıkaya Anıtını ve Gerdekkaya Mezar Anıtını görme fırsatı buldular. Gerdekkaya Mezar Anıtı, Kızlar Manastırı olarak da biliniyor ve  Çukurca Köyünün yakınlarında bulunuyor. Yine burada Hamam Kaya adındaki iki Frig mezarı yer alıyor.

Yazılıkaya’nın ardından çok keyifli bir güzergah olan Oynaş, Yapıldak yolu üzerinden Kümbet’e doğru pedalladık. Yol boyunca göz alabildiğine yeşil alanların içinden,  arabaların neredeyse geçmediği asfalt yollardan, koyun sürüleri görerek yol aldık. Hatta çok ilginç renkteki kuşlara da rastladık. Yapıldak Asar Kale, kalenin hemen yakınlarında Berber ini Frigya Kaya Anıtı ve Bizans Kaya Klisesi de vadinin diğer sundukları arasında yerini alıyor.

Kümbet‘te ilk vardığımız nokta Himmet Baba Türbesi yani köye tepeden bakan nokta oldu. Himmet Baba türbesi, Selçuklu kümbeti şeklindeki yapının 13. yy’da yapıldığı biliniyor. Kümbetin etrafındaki koyunlarla yakınlaşarak fotoğraf çektikten sonra, hem dinlenmek hem de manzaranın tadını çıkarmak üzere hemen yakındaki kaya oluşumunun üzerine serildik.

Aynı tepenin üzerinde saklanan son sürpriz ise Arslanlı Mabet ya da Solon’un Mezarı diye anılan yine Frigler’e ait. Bir kaya kütlesine oyulmuş yapı, Romalılar tarafından da cephesi düzenlenerek kullanılmış. Alınlıktaki arslanlar sebebiyle Arslanlı Mabet olarak anılırken, yine girişinde yazan Solon ifadesinden dolayı Solon Mezarı diye de anılıyor.

Kümbet çevresi tarih açısından inanılmaz zengin : Asmacık İnleri adındaki Frig, Roma ve Bizans kaya mezarları; Romalı soylu bir aileye ait, 7 adet kemerli mezardan oluşan Deliklikaya Nekropolü; 12 adet Frig oda mezarından oluşan Körestan Nekropolü; Gökbahçe köyü yakınlarında Behşeyiş Anıtı,  Fethiye köyü yakınlarında Roma ve Bizans anıtsal kaya mezarları; Gücenoluk (Yeniköy) ve Sandıközü köyleri arasında yer alan Hellenistik Döneme ait kaya mezarları ve çok katlı Bizans mekanlarından meydana gelen Zahren Bizans yerleşimi.

Kümbet’de köy kahvesinde bir çay molası verdik. Mola sonrasında Büyük Yayla köyüne doğru tekrar yola koyulduk.  Büyük Yayla köyünün yakınlarındaki göle hızlıca göz attık ve birkaç fotoğraf çektik.

Sarıcaova köyüne gitmek üzere orman yoluna girdik. Vardığımız noktadaki yol ayrımı nedeniyle durakladık ve herkesi bekledik. Bekleyişimiz esnasında ağaçların gölgesinde öğlen yemeğimizi yedik.  Burası ciddi bir tırmanış yaptığımız ilk nokta oldu. Çıkış esnasında Seyricek Mezarlarlarına uğradık : Roma ve Bizans çağlarına ait, anakayaya oyulmuş oda ve büyük lahit tipli pek çok mezar bulunuyor. Burada bisikletli gruplar birbirinden iyice dağıldı. Gerek mezarlıkları gezmek gerekse de yemek yemek üzere farklı molalar verildi. Biz yemeğimizi yemiş olduğumuzdan yolumuza devam ettik. Yine sert bir inişle Sarıcaova Köyüne vardık.

Köy çıkışında hangi yöne gitmemiz gerektiğine emin olmadığımızdan yolun kenarında dinlendik. Saat öğleden sonra iki sularıydı. Güneş tam tepeteydi ve her yere inanılmaz bir sessizlik hakimdi. 15 dakikanın ardından ilk bisikletçileri gördük. Onların peşine takılarak Döğer’e pedalladık. Yine muhteşem bahar manzaralarının, güzel kokuların ve sessizliğin ortasında bisikletlerimizi sürdük. Bir çiçek tarlasına rast gelince, kendimizi çiçeklerin ortasına atmaktan alamadık.

Döğer’de Asar Kale, AslanKaya, Antik Yol gibi görülecek çok fazla Frig tarihine ait eser var.  Biz bisikletlerimizi Emre Gölüne sürdük. Emre Gölünün etrafında bisikletlerimizle dolaştık. Bol bol fotoğraf  çekildi.

Ardından hemen yakınlarda bulunan Memec Kayalıklarına vardık ve burada yaklaşık bir saatlik bir mola verdik.

Tekrar yola koyulduğumuzda o akşam konaklayacağımız Ayazini’ne çok az mesafemizin kaldığını sanmak, Ayazini’ne varana dek bizi psikolojik olarak epeyce yıktı. Kalan mesafenin o kadar da az olmadığını uzun süren bir zaman aralığında anladık. Bundan sonraki yolumuz bir masalın içinde geçer gibiydi. Üçler Kayası köyü üzerinden  Bayramaliler‘e doğru pedalladık. Burada peri bacalarına benzer pek çok tüf kaya örnekleri gördük.

Bu büyülü masalın içinde ilerlerken Göynüş VadisindeAslanTaş, YılanTaş ve MalTaş kalıntılarına vardık. 10M yüksekliğindeki AslanTaş tüm heybeti ile ayakta dururken, üzerindeki aslan kabartması çok belirgin olan YılanTaş yıkılmış olarak, birkaç yüz metre uzakta duruyor. MalTaş ise -buradaki pek çok diğer tapınak gibi- Kibele adına yapılmış, ancak büyük bölümü zemine gömülmüş  üçgen çatılı bir tapınak cephesi.

Artık bisikletlerimizi sürmekte zorlanıyoruz. Hem çok yorgun, hem de çok açız. Bir an önce Ayazini’ne varmak istiyoruz. Uzaktan gördüğümüz her yerleşim birimine Ayazini diyerek yaklaşıyor, olmadığını görünce hayal kırıklığına uğrayarak ilerlemeye devam ediyorduk. Ayazini maceramızda önce Yeşilyayla’ya ulaştık, ardından Avdalaz Kalesi’ne vardık. Ancak pek kaleyi görecek halimiz kalmamıştı. Zira pedalladığımız yollar aynı zamanda bol iniş ve çıkışlıydı. Avdalaz Kalesi Ayazini yönündeki bir ön karakol görevi görmekteymiş. Bizanslılar dönemine ait. Yine tüf kayalara oyulmuş, çok katlı ve odalı bir kale. Biraz daha devam ettik ve bir kanyona vardık. Çok etkileyiciydi ancak yine enerjisizlikten fotoğraf çekemedik. Sadece hayran olarak ve kanyonun içinden hızlıca pedallayarak  mutlulukla Ayazini’ne ulaştık.

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

One response

3 07 2011
mustafa yigit

Teşekkürler ,bu güzel gezi notlarını zevkle okuyacağım,takip edeceğim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: