Üç Günde Kaz Dağları

20 06 2011

Uzun zaman sonra Kaz Dağları planlamasını nihayet yapabildik ve çok güzel bir üç gün geçirdik.

Kaz Dağları,  Marmara ve Ege’yi birbirinden ayıran  yaklaşık 60-70KM uzunluğunda bir dağ silsilesi. Kaz Dağları Dede, Kaz, Eybek, Gürgen, Kocakatran, Küçükkatran ve Susuz Dağlarından oluşuyor.

Edremit sınırları içerisinde yer alan, Kaz Dağ’ını içine alan 21.452 hektarlık bölüm ise Kaz Dağları Milli Parkı.

Biz İstanbul’dan Edremit’e Bandırma Feribotu ve ardından Balikesir, Edremit karayolu üzerinden ulaştık. Alternatif olarak Bandırma’dan Biga-Çan yolu da seçilebilirdi. İstanbul’dan gelirken Çanakkale üzerinden ulaşım da mümkün. Bir de Bora Jet adında sefer yapan havayolu şirketi varmış…

Kaz Dağları bölgesinde görülebilecek farklı yerler olduğundan, araba bu gezinti için uygun bir seçenek olabilir. Kaz Dağları gezintisi için konaklama konusunda her zevke ve keseye uygun yerler mevcut. Altınoluk, Akçay, Güre vs. gibi sahil şeridinde yer alan otel, pansiyon ve kampinglerde de kalınabilir, Kaz Dağlarının içlerinde konumlandırılmış izole kamplarda da, Yeşilyurt, Adatepe gibi çok daha lüks seçenekler sunan turistik köylerde de..

Bizim tercihimiz Hızır Kamp oldu. Burası Mehmetalan köyünün zeytinliklerinin içinden geçerek, stabilize yol ile ulaşılan, Zeytinli deresi kenarında, çok izole, çok yeşil ve çok güzel bir kamptı. Zeytinlikler içinden geçen yol bile buraya küçük bir ziyaret yapmayı anlamlı kılabilir.

Farklı kalış seçenekleri içinden biz Ağaç Evi seçtik. Taş evler ya da çadır konaklaması da mümkün. Hızır Kamp derenin ve rüzgarın sesini dinleyerek zaman geçirmek için bire bir. Huzur dolu ve çok yeşil.

Kaz Dağları gezimize Yeşilyurt köyü ile başladık. Edremit-Çanakkale yolu üzerinde Küçükkuyu’yu geçince sola dönerek Yeşilyurt’a ulaşılıyor. Yeşilyurt dağların üzerine kurulmuş, şu anda neredeyse bütün taş evleri restore edilmiş gibi görünen çok güzel bir köy. Köyün ilk evlerinden itibaren etrafa lüks bir hava yayılıyor. Farklı tarzlarda kafe ve restoranlar, köy meydanı etrafında zeytin ve zeytin ürünleri başta olmak üzere satış yapanlar var.

Söylenene göre Yeşilyurt’a, Oğuz boylarından Çepniler yerleşmiş ve  Rum taş ustalarına evlerini yaptırmışlar. Zamanlar Rumlar da bu köye yerleşmiş. Köyün eski adı Büyük Çetmi imiş. 1924 yılında yapılan mübadele ile Rumlar köyden ayrılmışlar. Yaklaşık 15 yıl önce ilk butik otelin açılmasının ardından, butik otel cennetine dönüşmüş. Kesinlikle çok güzel görünen bu evler ve köy bir yandan da yapay bir tat bıraktı bizde.

Yeşilyurt köyünden Adatepe’ye Küçük Çetmi köyü üzerinden yaklaşık üç saatlik bir yürüyüş ile ulaşabileceğimizi öğrenmiştik. Ancak arabayı ne yapacağımızı bilemediğimizden, Öngen Otelin sağından ilerleyerek dağ yolunda yürüyüş yaptık. Dönüşümüzde kafelerden birinde çok lezzetli bir ot kavurması yedik. İçtiğimiz bira ise ayrı bir lezzetteydi.

Yeşilyurt’un ardından Adatepe’ye gitmek üzere yola çıktık. Adatepe köyüne çıkmadan, Küçükkuyu’da yol üzerindeki Zeytinyağı müzesi görülecek yerlerden olabilir ancak biz tercih etmedik. Yine yeşillikler ve zeytinlikler içinde, Edremit Körfezini giderek daha da yüksekten görebildiğimiz yolu arabayla tırmandık.  Öncelikle köyün girişinde yer alan Zeus Altarında durduk. Zeus Altarı olarak tahmin edilen sunağa  yaklaşık 750m’lik bir yürüyüşle ulaşılıyor. Altarın bulunduğu uç noktada ise nefes kesici bir Edremit Körfez manzarası var.

Adatepe köyü de Yeşilyurt gibi taş evlerin neredeyse tamamının restore edildiği diğer çok güzel köy. Bu köye de Selçuklular zamanında Orta Anadolu’dan getirilen Türk’lerin yerleştiği, zamanla da Rum nüfusunun arttığı söyleniyor. Yine mübadele esnasında Rumlar köyden ayrılmışlar.

Adatepe’nin ardından kıyıda yemek yedik. Kamp yolunda gördüğümüz Zeytinli Çayı kenarındaki çay bahçesi için yola çıktık.  Köyümüz Mehmetalan’a yaklaşırken Tahtakuşlar köyünde yer alan konar-göçer Türk boylarına dair  etnoğrafya müzesi yine görülecek yerlerdendi, ancak onu da pas geçtik.

Zeytinli çayı kıyısında yer alan kır bahçesi aynı zamanda yöre halkının çok tercih ettiği bir piknik alanı görünümündeydi. Uzun zamandır görmediğimiz bu sıcak ortamda oturup çaylarımızı yudumladık.

Kaz Dağları Milli  park sınırları içersinde yürüyüş ancak alan rehberi eşliğinde gerçekleştiriliyor. Kaz Dağları Milli Park sınırları içinde önerilen iki yürüyüş parkuru bulunuyor : Şahin Deresi ve Sarıkız güzergahları. Milli Park sınırları dışında gezinti yapmak isteyenler için Küçükkuyu-Altınoluk arasında yer alan Mıhlı Çay da diğer alternatif. Bu parkurda da Rumlardan kalma değirmen ve Romalılardan kalma olduğu söylenen köprüyü görme ardından da şelale ve göletle yürüyüşü sonlandırma seçeneği var.

Kaz Dağları Milli parkında iki tane mesire yeri bulunmakta : Pınarbaşı ve Hasanboğuldu. Hasanboğuldu’ya Zeytinli ve ardından Beyoba köyü üzerinden  ulaşılıyor. Pınarbaşı içinse Güre’ye girmek gerekiyor.

Biz Pınarbaşı’nı tercih ettik. Tercihimizden de o denli mutlu olduk. Çaylarımızı içip, sakinliğin tadına vardık.

Pınarbaşından sonra Güre’nin içinden geçerek Eski Güre’ye doğru yine zeytinliklerin içinden stabilize bir yoldan yukarı çıktık. Yine Edremit Körfezini giderek daha da yüksekten seyretmenin zevkini yaşadık. Ancak bu sefer zeytinliklerin nasıl geniş bir alana yayıldığını çok daha açıklıkla gördük.

Eski Güre Köyü adından da anlaşıldığı üzere neredeyse terkedilmiş bir köy. Yine de restore edilmiş bir kısım yapılar gördük. Ancak bu birkaç taş evin dışında, diğer taş evler tamamıyla yıkıntı. Ancak bu haliyle çok daha etkileyiciydi. Sakinlik, rüzgar ve sessizlik…

Tabi bir de keçiler…

Biz Güre’nin ardından Bandırma feribotuna yetişmek üzere yola çıktık. Ancak daha fazla vakti olanlar bölgenin kaplıcalarıyla ünlü olduğunu hatırlayabilirler. Tarihi dokusunu koruyan Küçükçetmi köyündeki Afrodit kaplıcaları gibi. Yukarda bahsi geçen köylerin dışındaki köylere uzanmak isteyebilirler.

Bandırma’ya yaklaştığımıda henüz vaktimiz olduğunu düşünüp, Manyas Kuş Cenneti tabelasının peşine düştük. Etrafta biraz fotoğraf çektikten sonra Milli Parkın içine girdik. Bir kuşlar, bir biz ve bir de görevli vardı. Bulunduğumuz binanın içinde Kuş Cennetinin farklı noktalarına konmuş ekranlardan canlı olarak kuşları izlemek mümkündü. Ardından da önerilen rotanın ardından bir kuleye gidip, dürbünlerle izleme fırsatı vardı. Ancak geç kalacağımız korkusuyla parkı gezmekten vazgeçip, geri döndük…

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

3 responses

24 12 2012
canakkalehotel

çok güzel bir anlatım Çanakkale’li olmama rağmen Kazdağları gözümde canlandı …

24 12 2012
canakkalehotel

Reblogged this on Çanakkale.

15 08 2013
servet

kaz dağları gezmelik değil de yaşamalık bir yer.. keşke koruyabilsek

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: