İran Gezi Notları – 2. Gün

20 12 2010

İran’da geçirdiğimiz ikinci günü Meshed’e ayırdık.

Sabah kalktığımda ilk iş bu güneşli günde otelin yeşillikli güzel bahçesini gören balkona çıkmak. Ama bir dakika! Burada teorik olarak balkona da çıkmadan önce hicaba uygun giyinmek gerekiyor. Bu kapanma işinin insanın ruhuna verdiği ağırlığa ek olarak, hiçbir pratik tarafı da yok.

Burada kadın olmak güç: Her an yapamayacaklarınızı hissetmek demek. Zira beklenen sizin kadın olmamanız. Gülmeyeceksiniz, fazla hareketli davranmayacaksınız, çekici olmayacaksınız, aslında mümkünse olmayacaksınız! Gölge gibi varlığınız hissedilmeden dolaşacaksınız. Düpedüz kadınken kadınlığı gizlemeye çalışacaksınız. Kadın ve erkeğin ezelden ebediyete birbirlerini ardıklarını ve nihayetinde bulduklarını 🙂 bildiğimize göre hangi tipte oyunun sahnelendiğnii ben pek anlayamıyorum.

Hicap kadınlara başlarını, boyunlarını ve gerdanlarını kapamalarını söylüyor. Aynı zamanda eğer pantolon giyiyorlarsa dize inen, etek giyiyorlarsa topuklara dek inen, vücudun üzerine oturmayan bir giyisi daha giymelerini söylüyor. Bu dar alanda bile odukça çeşitlilik görüyoruz: Bazı yerlerin daha muhafazakar, bazı yerlerin daha ılımlı olduğunu hissediyoruz. Genellikle koyu renk giyinmeyi tercih eden bayanlar ılımlı yerlerde örneğin saçlarının önemli bir kısmını açıkta bırakarak dolaşırlarken, daha muhafazakar bölge ve mekanlarda kurala daha sıkı sıkıya bağlılık gösteriyorlar. Makyaj sıklıkla yapıyorlar. Tabi bölge ne olursa olsun kadınların bir kısmı da kendi içinde daha muhafazakar veya daha ılımlı, kıyafet seçimlerinde en etkili kriter de sanıyorum bu.

Bense en azından saçlarımı daha değişik şekillerde kapatarak kendime biraz teselli vermeye çalışıyorum. Bir de makyaj tabi.

Kahvaltımızın ardından bugün ilk ziyaret edeceğimiz yer Meshed’in neredeyse ortasında yer alan ve Meshed’i Meshed yapan Estan-ı Gods Rezavi Külliyesi. Diğer bir deyişle sekinci imam İmam Rıza’nın mezarı. 818 yılında Ma’mun tarafından öldürtüldüğüne inanılan İmam Rıza, Sanabad adlı köye gömülmüş, zaman içinde mezarı çok önemli bir haç merkezi haline gelirken şehir de büyüyerek bugünkü halini almış.

Meshed Şehidin Mekanı anlamına geliyor. Burayı her sene 12 milyonun üzerinde kişi ziyaret ediyor. Şii’ler için Meshed’i ziyaret etmek Mekke-Medine, Necef-Kerbala ziyareti kadar olmasa da çok önemli. Nasıl ki Mekke-Medine ziyaretinin ardından gidenler “hacı” ünvanına sahip oluyorsa, Meshed’e gidenler de “Meshedi” ünvanını alıyorlar.

Estan-ı Gods Rezavi külliyesi 75 kehtarlık kocaman bir alana yayılmış, içe içe geçmiş büyük avlular, binalardan oluşan çok etkileyici bir yer. Buraya fotograf makinasıyla girmek yasak. Aynı zamanda bu kutsal mekana girmek için kadınların çarşaf giymeleri gerekiyor. Girişte erkekler ve kadınların güvenlik kontrolünün ayrı ayrı yapıldığı iki farklı geçitten geçiyoruz. İran’da olmayan şeylerden bir tanesi de  “sosyal mesafe” (personal space). Bu daracık geçitten geçerken İranlı kadınlar önlerinde bir insan yokmuş gibi hareket etmeye, gerektiğinde bizi dirseklemek suretiyle bizi yerimizden etmeye kararlılar. Ancak onların asıl gösterilerini İmam Rıza’nın tabutunun asıl durduğu yerde göreceğiz 🙂  Diğer yandan çantamızı, üstümüzü başımızı kontrol eden bayanlar görevliler bize daha şefkatli davranıyorlar:  Bizim turist olduğumuz çarşaflı iken bile anlaşıldığından, bize sempati gösteriyor, gülümsüyorlar…

Bu kutsal mekanda Gevherşad camiisi, müze, kütüphane, mezarlık, derslik gibi alanların yanı sıra inanılmaz büyüklükte dua edilecek avlular var. İç içe avlulardan geçerken mekanın neresinde olduğumuz duygusunu tamamıyla yitiriyoruz. Buraya ait en çok göze çarpan detaylardan bir tanesi altın kaplama, yüksek kubbe. İmam Rıza’nın mozolesi tam da bu altın kubbenin altında. Bu altın kubbenin yanında iki tane altın kaplama minare bulunmakta. Bu minarelerin birbirine paralel durmadığı ve simetrilerinin bozuk olduğunu farkedeceksiniz. Böyle yapılmasının özel nedeni İmam Rıza Caddesi’nden gelen ziyaretçilerin görüş açısına göre türbenin düzgün bir simetriyle görünümünü sağlamak isteği imiş. Bunlara ek olarak yine tamamen altın kaplama iki tane de eyvan yine külliyenin içinde yer almakta.

Her yerde ellerinde toz almak için kullandığımız renkli tüylü araca benzeyen aparatlarla dolaşan kadınlı erkekli görevliler var. Uygunsuz bir durum olursa ellerindeki paratı kullanarak uyarıda bulunuyorlar.

Bu kocaman yerde dikkat çeken diğer bir yapı da Gevherşad Camii. Bu camii İran’da Timür döneminden kalma ender eserlerden. Camii 1418 yılında dönemin sultanı SahRuk’un karısı Gevherşad tarafından İmam Rıza Külliyesinin içine yaptırılmış. 4 eyvanlı İran’da sıklıkla gördüğümüz bir tarzda. İki minaresinin yüksekliği 40m. Külliyenin içine sonradan yapıldığından eyvanların hepsi aynı büyüklükte değil. En büyük olan 18m yüksekliğinde, 12m derinliğinde.  Buradaki ihtişamı bir an durup hayal edin! Özellikle de eyvanların her yanının kobalt ve turkuaz mavisi ağırlıklı binbir işlemeyle donatıldığını unutmadan…

İç içe geçmiş avluların bir ksımında yelere hali hazırda halılar serilmiş. Kimi bu halılarda oturarak dinleniyor, kimi dua ediyor, kimi de namaz kılıyor. Halıların üzerinde genellikle altıgen şekilli, üzeri yazılı, bir avuç içine sığacak taşlar var. İbadet edeler namaz kılarken secdeye vardıklarında başlarını bu taşlara değdiriyorlar.

Sonu gelmeyecek gibi bölmelerden geçerek kocaman avlulara çıkıyoruz, onları da geçip yine kocaman avlulara çıkıyoruz. Burada cami üzeri kapatılmış bir yapı değil. Bu avluların hepsi insaların namaz kılacakları camiler topluluğu gibi. En sonunda müzeye geliyoruz. Müzede farklı farklı eserler bir arada. Denizzkabukluları da var, eski dönem İran resimleri de, farklı camilerin kapıları da…

Nihayet İmam Rıza’nın mezarının olduğu bölmeye gitmeye hazırlanıyoruz. Yine kadınlar ve erkekler ayrılıyoruz. Bu seferki yolculuğumuz daha da zorlu : İranlı rehberimizin stresi bugün tavan yapmış durumda. İki de bir kaygılı gözlerle bizi izliyor, nasıl gitmemiz gerektiğini sürekli tarif ediyor. Zira kaybolmamız durumunda bu birbirine pek benzeyen avlular labirentiden buluşmak epey vakit alacağa benzer. Rehberimiz namaz saatinden önce buradan ayrılmak istiyor. Zira namaz bütün avluların insanlarla dolduğu, artık insanın özgür iradesini, kalabalık ruhunun iradesiyle yer değiştirdiği zaman. Biz kadınlar bir süre aynalı, yer yer abartılı, yer yer fazlasıyla göz alıcı, zaman zaman ince ince işlemeli odalardan salonlardan geçerek başka bir avluya çıkıyoruz. Avluya kadar bile zorlukla varmışken, avluda işimiz iyice güçleşiyor. Artık hepimiz tek vücut olmuş bir canavar gibiyiz. Kalabalık  adlı yüce ruh bizi nereye sürüklerse naçiz bedenimiz oraya doğru gidiyor. Namaz saati  ve İmam Rıza’nın mezarının olduğu binaya yaklaştıkça yürümek imkansız hale geliyor, daha çok savruluyoruz, daha çok dirsek yiyoruz ve ilerleyemediğimiz bir noktaya ulaşıyoruz. İmam Rıza’nın tabutunu şöyle bir uzaktan gördükten sonra aynı yollardan daha da zorlanarak dönmeye çalışırken, o ne! Dönüş yolumuzdaki kapılar kapanıyor. Zorlukla, gruptan kimseyi kaybetmeden kapılardan geçmeye çalışıyoruz. Bu noktada ben artık kendimi bir bilgisayar oyununda kapanan kapıların ardından sürünerek geçen kahramanlar gibi hissediyorum.

Biz yine avludan avluya geçerken, birden artık yürüyemiyoruz : Namaz vakti gelmiş. Her yer halılar ve onun üstünde kadınlı erkekli yan yana saf tutmuş insanlarla dolu. Namaz başlıyor. Göz alabildiğine uzanan ve aynı hareketleri yapan bu kalabalık ben de büyüleyici bir etki yaratıyor. Onları seyretmekten de, seyrederken korkmaktan da kendimi alamıyorum.  Herşeyi aynı anda yapan bu insanların birden bire akıl karı olmayan bir yöne yürümeye karar verrmelerinin ne sonuçlara yol açacağından…

Namaz bitişi hiç de korktuğumuz gibi olmuyor. Herkes birden bire yok oluyor adeta. Ben artık çarşafın içinde boğulmak üzereyim. Rehbere lütfen bizi buradan çıkarın demekten kendimi alamıyorum.  Külliyeden ayrılıp, yemek için ünlü bir kebapçıya gidiyoruz.

Yemeğin ardından bu sefer de Tus şehrine doğru yola koyuluyoruz.

Tus Meshed’in sadece 23km doğusunda yer alan çok eski bir şehir. Tus Akameniş’ler zamanından bu yana var. Yunanlıların Susia dedikleri bu şehri, İskender alışının ardından ilk defa burada doğulu kıyafetlerle askerlerinin karşısına çıkmış. Ancak 1220-1259 yılları arasında gerçekleşen Moğol istilasıyla yerle bir olmuş.

Burada Firdevsi’nin mezar anıtını ve müzesini geziyoruz. Ünlü Fars şair Firdevsi,  Şahname’nin yazarı. Şahların kitabı adlı bu epik eserini Firdevsi -modern, bugün kullanılan dilin ilkel hali- farsça yazmış. Yazıldığı dönem itibariyle eserin Farsça yazılması çok önemli. Zira Arapların -Gazneliler- İran’ı ele geçirdiği ve İran’ın araplaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde yazılmış. İranlılar kendilerine Farsçayı Firdevsi’nin hediye ettiğine inanıyorlar ki Firdevsi’de kitabında ben İranlılar’ı Farsça ile yeniden canlandırdım demiş. Firdevsi’nin kitabı özgün bir fikre dayanmıyor, başka bir kitaptan  alınma. Ancak Firdevsi’nin Şahnamesi 30 yıllık çalımanın ürünü ve 60.0o0 beyitten meydana geliyor. Kitap temel olarak İran şahlarını mitolojik dönemden başlayarak,  Arapların İran’ı işgal ettiği zamana kadar  ele alır. Ve Firdevsi kitabıyla Fasrlar’ın altın dönemlerinin anısını yeni nesillere aktarmaya çalışır.

Firdevsi’nin anıt mezarında bir de müze var. Müzenin duvarlarında Şahname’den alınma kabartmalar -ki İran’da pek çok yerde Şahname’nin sahneleri farklı eserlere konu olmuş- var. En ilginç eserlerden bir tanesi de 73kg ağırlığındaki Şahname kitabı.

Firdevsi’nin anıt mezarının hemen ardından bu sefer de Haruniye Binası olarak adlandırılan, Gazali – Bazı tarihçiler tarafından Muhammed’in ardından etkisi en büyük Müslüman olarak gösteriliyor- ve Harun Reşit’le -Abbasi Halifesi- bağdaştırılmasına rağmen, onlarla ilgili olmayan yapıyı geziyoruz. Bir İlhanlı eseri olan bu yapının 8yy.’da yapıldığı tahmin ediliyor. Ardından Meshed’den ayrılmak üzere havalimanına doğru yola çıkıyoruz.

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: